“Anne olmak, gelecektir”

Bir gündüz kuşağı projesinde bir araya geldiniz. Proje geldiğinde ve sonrasında tanıştığınızda uyumunuz nasıl oldu?

S.S.: Uyumlu ve rahat bir ikili olduk. Sadece kayıt esnasında değil; gerçek hayatta da iyi anlaşıyoruz. Genel olarak eğleniyoruz diyebilirim. Çok yoğun çalışıyoruz ve her an daha iyisini nasıl yapabiliriz diye düşüncelerimizi paylaşıyoruz.

E.G.: Selin’le ilk kez deneme çekiminde tanıştım ve o anda çok güzel bir uyum sağlayacağımızı hissettim. Setteki ilk sahnemiz çok güzel başladı. Selin; çok sıcak, cana yakın ve samimiydi. Sonrasında arkadaşlığımız daha da gelişti. Onu çok seviyorum, nazar değmesin. Özellikle Selin ve diğer oyuncu arkadaşlarımla çok güzel bir uyumumuz var. Herkese samimiyetleri ve arkadaşlıkları için çok teşekkür ediyorum.

G.I.D.: Çok güzel hissettim. İlk tanıştığım zaman bazı arkadaşlarımı iyi tanıyamamıştım ve biraz huysuzdum. Sonrasında ekip ile tanıştıktan sonra uyumlu olduk.

Projeyle ilgili ne düşündünüz?

S.S.: İlk defa ikiz kardeşi canlandırıyorum. Güçlü ve naif kadınlarım var bu projede. Aynılar ama aslında tamamen farklılar. Okuduğum anda beni bir hayli heyecanlandırdı. Oyun içinde oyun var diyebilirim aslında. Gün geçtikçe öğreniyorum. Daha da benimsiyorum ve bu beni daha da heyecanlandırıyor. 

E.G.: Hikayenin beni en çok etkileyen tarafı dramatik olarak çok geniş bir yelpazesi olması, duygusal yoğunluğu çok kuvvetli ve zengin olması. Canlandırdığım Murat karakteri çok güçlü bir karakter, eşi Cemre’ye ve kızına çok bağlı, çok aşık bir adam. Kızının hayatta kalması için üst düzeyde bir mücadele vermesi, kızının hastalığı yüzünden ameliyat olana kadar onun sağlığını, mutluluğunu hayatının merkezine koyması beni çok etkiledi. Bu süreçte ani gelişen olaylar ve bunları kızına yansıtmadan kızı için büyük bir mücadeleye girmesi beni çok etkiledi. Murat karakterini hem dramatik olarak hem de duygusal olarak çok zenginleştiren özellikleri var. Ben senaryoyu ilk okuduğumda Murat karakterinin yaşadıkları karşısındaki duruşu, bütün bu gerginliklerin içerisinde dik durarak kızını, ailesini ve işini hayatındaki her şeyi yönetmeye ve ayakta tutmaya çalışması; “Acaba ben böyle bir durumda olsam Murat kadar üstesinden gelebilecek gücü bulabilir miydim?” sorusunu sordurmuştu. Bu sorunun cevabını karakterle ilişkimi geliştirdikçe ve hikayeye adapte oldukça yeni yeni bulmaya başladım. Murat bir bakıma kendimde fark edemediğim bir tarafımı fark etmemi sağladı.

G.I.D.: Çekimlerde eğleniyorum. Setteyken bazen yoruluyorum, bazen de yeni yerler gördüğüm için mutlu oluyorum.

Her oyuncu için bir karşılığı vardır elbet ama sizin için dramı oynamak komediye göre daha mı zor yoksa daha mı kolay?

S.S.: Daha önceki en uzun soluklu işim dramaydı ve her sahnede haz alabiliyordum. Asla sıkılmadım. Komedi oynasam da aynı hazzı alabileceğime inandım hep. Hem deli hem de derin biri olabiliyorum. Tam bir ikizlerim aslında. Kendimi bu konuda asla kısıtlamıyorum. Senaryosunu sevdiğim, karakteriyle bütünleşeceğime inandığım işlerin içinde olmak istiyorum. 

E.G.: Ben oynadığım role ya da projenin türüne göre hangisi daha zor ya da kolay olarak bakamıyorum duruma açıkçası. İkisini de yaşamak, içinde bulunmak ayrı bir deneyim. Matematikleri ne kadar farklı gibi görünse de zorlukları hemen hemen aynı. Dramanın da komedinin de kendine has zorlukları ve keyifli birçok tarafı var. İkisini de tatmak ve yaşamak daha ön planda benim için. 

G.I.D.: Bence dram oynamak komedi dizisinde oynamaktan daha kolay. Daha önce komedi dizisinde oynamadım ama dramın daha kolay olduğunu düşünüyorum. Çok küçükken “Kırmızı Oda” projesinde yer almıştım. Şimdi “Canım Annem”de oynuyorum. 

Anne tarifi alabilir miyiz sizden? 

S.S.: Öncelikle anne değilim ama bir fiil 10 yıldır oyuncu anneyim diyebilirim. Çocuklarla iletişimim her zaman iyi oldu. Ben de hala çocuğum belki de ondan. Anne olmak, doğurmak değildir. Anne olmak, empati kurabilmektir. Düşünsenize sana göre şekillenen bir birey var. Nasıl bir evlat istiyorsan o olman gerekiyor. Vicdanın ve sorumlulukların ile hayata bakışınla küçük bir sen geliyor meydana. Anne olmak, gelecektir.

E.G.: Anneyi kelimelere sığdırmak zor benim için ama diyebilirim ki anne, aldığım ilk nefes, gördüğüm ilk ağaç, toprağa bastığım ilk adım. 

G.I.D.: Anne benim için çok önemli. Anne deyince içim kıpır kıpır oluyor. Annemin varlığı beni çok mutlu ediyor. Annemi çok seviyorum.

Son olarak “Canım Annem”de izleyiciyi en çok etkileyecek nokta ne olacak?

S.S.: “Canım Annem”, güçlü, okuduğumda gerçekten etkilendiğim iki kardeşin bir araya getirdiği birbirinden tamamen farklı yaşayan karakterlerin bir araya gelmesinden doğan bir hikaye. Ben her günümü iyi bir anne, evlat, kardeş ve eş olmanın verdiği yoğun duygularla geçiriyorum. Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, hayatta bu güzel duygular dışında başka hiçbir şeyin değerli olmadığını vurgulayan seyirciyi yakalayıp sürükleyeceğine inandığım, çok sıcak, samimi bir hikaye.

E.G.: Murat’ın hikayesi; kızına olan sevgisi, onu yaşatma azmi, eşine olan aşkı ve bağlılığı, süreç içerisinde kaybettikleri ve kazandıkları ile izleyiciyi çok etkileyeceğini düşünüyorum. Tüm bunların yanında çok zengin bir hikaye izleyecek seyircimiz. Hikayenin her bir parçasında etkilenecekleri birçok olay bulacaklarına inanıyorum.

 

 

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  1. “Anne olmak, gelecektir” için yorumda bulun

    “Anne olmak, gelecektir” için henüz bir yorumda bulunulmamış! Hemen üst alanda bulunan formu kullanarak “Anne olmak, gelecektir” için ilk yorumu yapabilirsin.