Ünlüler dünyasında yaşanan ayrılıklar gündemde!

Onur Baştürk: Bir şeyin etkisi değil. Ne retro ne petro. Bazı ilişkilerin ömrü vardır, eninde sonunda biter. Bazılarının ömrü ise onarılarak devam eder. Bu ilişkilerde onarılacak bir şey kalmamış demek ki. Bitmesi gerekiyormuş bitmiş. 

Orkun Ün: Herkesin böyle durumlarda danıştığı bir astroloğu var artık. Onlar bu durumu yine ‘retroya’ bağlıyorlar. Hatta “Biz sene başında ayrılıklara karşı herkesi uyarmıştık” diyorlar. Gerçekten olur şey değil, geceden sabaha yeni bir çift ayrılıyor.

Savaş Özbey: E Hande Erçel-Kerem Bürsin, Hamdi Alkan-Selen Görgüzel, sonra Fırat Tanış-Kübra Tanış da var. Oğuzhan Koç’la Demet Özdemir şimdilik barıştı ama bakalım ne olacak… “Boşanıyorum, öyleyse varım” gibi bir durum hakikaten. Bu ayrılıkları sordum, aşk gezegeni Venüs ile iletişim gezegeni Merkür’ün aynı anda gerilemesine bağladı bir astrolog. Yeni yıldan beri bütün ilişkiler zor bir testten geçmiş. Neyse ki bitmiş. Şimdi duyduğumuz ayrılıklar, o dönemin sonuçlarıymış. 

Ömür Gedik: Ayrılan ayrılana. Hayatlarımız kâbusa döndü. Ben çevremde düzenli, doğru dürüst uyku uyuyabilen, “mutluyum” diyen kimseyi bilmiyorum.

Uykusuzlar Kulübü’ne döndük, paramparça olduk, ilişkileri de yordu bu durum. Retro mu metro mu her ne ise bitsin gitsin, çıksın hayatımızdan. Bahardan umutluyum. Sezen Aksu’nun “Tuana” şarkısında dediği gibi; “Sana söz yine baharlar gelecek, sana söz ışık sönmeyecek” diyorum.

Savaş Özbey – Onur Baştürk – Orkun Ün – Ömür Gedik

Buse o lafı söylememiştir

Alişan ve Buse Varol bu hafta en çok konuşulan isimlerin başındaydı. Çiftin boşanacağı söyleniyor. Hatta ayrılıkla ilgili ilginç bir iddia ortaya atıldı. Söylenen o ki; Buse, kardeşini kaybeden Alişan’a sitem edip “Bu yası ben daha ne kadar tutacağım?” demiş. Ne diyorsunuz?

Ömür Gedik: Yahu böyle bir şey denir mi? Bu nasıl saçma bir iddia! Buse’nin öyle bir şey demediğini düşünüyorum, öyle düşünmek istiyorum. Ailece çok zor bir süreçten geçtikleri ortada. Bunalmışlardır, yorulmuşlardır, tükenmişlerdir. Kolay değil böyle bir kaybın acısıyla yaşamak. Bu acıyla ancak birbirlerine kenetlenerek baş edebilirler, ayrılarak değil. İki çocuk var ortada, araya kim girecekse girsin, toparlayacaklarını umuyorum.

Orkun Ün: Olmaz. Bu edilecek laf değil. Ömür, isyanında yanındayım. Fakat kulağıma gelenler bu işi iddianın ötesine taşıyor. Söylenmiş böyle bir söz. O yüzden belki de iş içinden çıkılmaz bir hâl aldı. Yas tutmanın süresi olmaz. O yüzden Buse bu durumu sonsuz anlayışla göğüslemeli. Alişan belli ki duygularını çok şiddetli yaşıyor. Biraz daha zaman vermesi lazım eşine Buse’nin. Kolay değil çünkü yaşadığı.

Savaş Özbey: Dememiştir, demese iyi etmiştir. Evlilik iyi günde, kötü günde… Kardeşini kaybeden Alişan’ın böyle zamanda yanında olmayacak, ne zaman olacak? Kaldı ki Alişan işini gücünü yapıyor, alışverişte, şurada, burada görüyoruz; çoluğuyla çocuğuyla vakit geçiriyor. Yani öyle hayattan kopmuş, kendini salmış da değil…

Onur Baştürk: Yas üzerinden insanların dedikodu yapması ve boşanma totosu oynaması bana çok ahlaksızca geliyor. Çiftin arasında ne yaşanıp bitiyor asla bilemem, bilemeyiz. Buse’nin Alişan’a ne söyleyip söylemediğini de… Böyle olaylarda kulaktan dolma bir-iki cümleyle olay çözülemez zaten. 

Türk basınının rengiydi

Bu hafta acı bir haber aldık, Posta gazetesindeki yazılarıyla sık sık gündeme gelen cinsel sağlık uzmanı Psikiyatr Dr. Haydar Dümen yaşamını yitirdi. 92 yaşındaki Dümen, bir süredir koronavirüs tedavisi görüyordu.

◊ Savaş Özbey: Evinde karga besleyen, bir odasını onlara ayırmış biriydi Dümen. Türkiye çok özel ve ilginç bir insanını kaybetti. Türk basınıysa herkesin göz ucuyla mutlaka takip ettiği, eğlenceli bir cinsel sağlık sayfasını…

◊ Onur Baştürk: Türkiye’nin en renkli cinsellik yazarıydı. Ayrıca nevi şahsına münhasır biriydi. Huzur içinde uyusun.

◊ Ömür Gedik: Çok erken bir kayıp. Haydar Dümen’in renkli kişiliğini ve hayvanseverliğini hiç unutmayacağım. Nurlar içinde yatsın.

◊ Orkun Ün: Haydar Dümen çok renkli biriydi. Gerçekten de Türk basınının rengi soldu bu kayıpla. Herkes en az bir kez okumuştur onun köşesini, arkadaş ortamında “Haydar Dümen ne yazmış gördünüz mü” sohbetleri yapmıştır. Çok üzücü böyle kayıplar.

Yazmam diyen cezayı öder

Biliyorsunuz sosyal medyadaki reklam paylaşımlarına “işbirliği” yazılması şart artık. Bu karara uymadığı gerekçesiyle ilk cezayı yiyenlerden biri Duygu Özaslan oldu. Ama o, cezanın iptalini istiyor. Bu cezaların devamı gelir mi sizce?

Savaş Özbey: Gelir, gelsin, gelmeli. Sosyal medya o kadar başıboş ki. Fenomenler milyonluk arabalarıyla hava basıyor ama Cartel şarkısı gibi: “Nereden geldi bu para, en iyisi sorma…” Nasıl kazanıldı, hangi kurallar çerçevesinde, vergisi ödendi mi; bunların peşine düşülmesini gönülden destekliyorum.

Ömür Gedik: Sosyal medyalarından reklam yapan herkes, eğer profesyonel bir işbirliği içindeyse, yani o ürünü tanıtmak için para alıyorsa, o paylaşıma “işbirliği” yazısı eklemek zorundadır ve bunu yapmadığı zaman ceza alır. Bu nedenle bu kararın iptal olacağını sanmıyorum. Ayrıca kurala uymayanlar olursa cezaların devamı da gelir.

Onur Baştürk: Cezanın iptalini neden istiyor anlamadım. Sonuçta bu kurala uymak zorunda. Kötü bir şey değil ki bu. 

Orkun Ün: Bazı fenomenler çok ciddi paralar kazanıyor sosyal medyadan. O yüzden kusura bakmasınlar ama yazacaklar oraya ufacık bir ‘işbirliği’ yazısı. Bundan kimseye zarar gelmez. Ha ben yazmam etmem diyen varsa da ödeyecek o zaman cezasını.

Sonunda kaybeden dövme olur

Sinan Akçıl, ikinci kez boşanma aşamasında olduğu eşi Burcu Kıratlı için yaptırdığı dövmeyi asla sildirmeyeceğini söyledi. Gelecekte yaşayacağı ilişkileri hesaba katarsak, bu makul bir durum mu sizce? Kabul edilebilir mi?

◊ Orkun Ün: Bence bu laf, tamamen söylenmek için söylenmiştir. Yani öyle boş, öyle dayanaksız bir laftır. Yahu mümkün mü günümüzde böyle bir şey? Hayatına yeni girecek kişi ister mi eskiyi hatırlamak, eskiden bir iz görmek? İstemez. İstememekte sonuna kadar haklıdır.

◊ Ömür Gedik: Pek çok kişi gaza gelip bu “ismi dövme yaptırma” tuzağına düşüyor. Çocuğunun ya da hayatını paylaştığın hayvanların dışında kimsenin adını dövme yaptırmayacaksın. Ne kadar olmaz dense de ayrılık sonrası sorun olur. Sinan’ınki medeni bir yaklaşım ama işin içine kıskançlık girince medeniyet falan kalmaz.

◊ Onur Baştürk: Şov hareketler bunlar. Bu şov harekete şöyle klişe bir yorum yapmak ister deli gönül: Önemli olan kalbinden silmemek! 

◊ Savaş Özbey: Sinan da karşı tarafta benzer bir dövmeden rahatsız olmayacaksa müstakbel eşi/sevgilisiyle kendi bilecekleri bir iş. Ama en rahat insana bile bir süre sonra batmaya başlar o dövme. Ne kadar direnirse dirensin, sonunda kaybeden de dövme olur.

Türk kadını kanmazdı

Tinder Avcısı belgeseli çok konuşuluyor. Tinder uygulaması üzerinden tanıştığı kadınları kendini zenginmiş gibi göstererek dolandıran Simon Leviev avcı mı sizce? Yoksa dolandırılan kadınlar mı ava giderken avlandı?

Savaş Özbey: Simon Leviev azılı bir dolandırıcı. Ama ağına takılan kadınların lüks yaşama, şatafata olan zaaflarını kullanıyor. Fakir biriyle tanıştığının ertesi günü onunla Bulgaristan’a gitmeyecekken, zengin birinin özel jetine koştura koştura gidişlerinden yararlanıyor.

Fakir birinin yalan söyleme ihtimalinden hemen kuşkulanacakken, zengin birinin yalan söylemeyeceği önyargısından yola çıkıyor, aynı kadına bankalardan defalarca kredi çektirebiliyor.

Bunların çoğu sosyal ilişkilerin daha mesafeli olduğu Kuzey ülkelerinden kadınlar. Galiba Orta Doğulu erkek ilgisi de biraz gözlerini boyuyor. Akdenizli kadına, bir İtalyan’a, bir İspanyol’a yutturamazsın bu kadar kolay. 

Orkun Ün: Adam dolandırıcı tabii ama kusura bakmayın ortada bağıra bağıra yapılan bir dolandırıcılık var. Kızların biri çıkmış, “Çok âşıktım” diyor. Adamı iki kere görmüş! Öbürü çıkmış, “Eve çıkacaktık beraber, beni seviyordu” diyor. Toplasan beş kere yemek yemiş Simon’la. Yahu kimse de çıkıp demiyor ki; “Ben buna para vereyim, bu adam zaten zengin bana daha fazlasını verir diye düşündüm”. Kızlar resmen ava giderken avlanmışlar.

Ömür Gedik: Evet, Simon Leviev bildiğin dolandırıcı. Kadınlar avlanmışlar. Üstelik hem paraları hem de hayalleri çalınmış. İşte bazen her şey gerçek olamayacak kadar güzel olabiliyor.

Buradan kadın-erkek şu dersi çıkaralım; çok tanımadığın birine güvenme, paranoyak ol, şüphe kötü bir şey değil. İnsanlar son zamanlarda boşuna çocukluk aşklarıyla beraber olmuyorlar.

Onur Baştürk: Gerçekten inanılmaz bir hikaye. Ama asıl inanılmaz olan Simon’ın şu anda İsrail’de insanlara danışmanlık yaparak para kazanıyor oluşu! Galiba kötülere bir şey olmuyor, hayatlarına ve bir türlü bırakamadıkları lükslerine kaldıkları yerden devam ediyorlar. 

Bir yandan da “av” olan o kadınlara ben de birçok insan gibi kızdım, evet. İnsan milyoner sandığı bir adama neden borç para verir ki? Yani kredi kartı bloke olsa bile bu adamın hiç mi bir köşede nakdi olacağı akıllarına gelmez?

Türk kadını kanmazdı bu adama, söyleyeyim! 

Doğum gününü beklesin 

Oğuzhan Koç’un Demet Özdemir’le barıştığı, hatta Sevgililer Günü’nde evlilik teklifi edeceği konuşuluyor. Bu iddia şu soruyu akıllara getirdi: Acaba Demet Özdemir’in ayrılma sebebi, Oğuzhan Koç’un evlilik istememesi miydi?

Ömür Gedik: Bu sorunun cevabı için çok uzağa gitmeye gerek yok. Yarın 14 Şubat, bekleyelim görelim.

Orkun Ün: Düşünsenize Oğuzhan evlilik teklif ediyormuş, Demet de “Hayır” diyormuş. Ne mavra olur ama! Yani niye ayrıldıklarını bilmiyoruz tabii ama Oğuzhan’ın barışır barışmaz böyle bir hamle yapması “Acaba Demet evlilik mi istiyordu?” sorusunu haklı olarak akla getiriyor.

Onur Baştürk: Belki de Demet evlilik istemiyor, Oğuzhan istiyordu. Olaylara ataerkil bakmayalım derim. “Kadınlar hep evlilik ister, erkekler istemez ve bu yüzden kadınlar hep ayrılır” düşüncesi çok fazla yer etmiş bir düşünce toplumda. Bu da kadınları “evlilik meraklısı” konumuna sokuyor ister istemez. Tam aksi de olabilir, alışalım lütfen. 

Savaş Özbey: Bence de değil, çünkü öbürüne daha düşkün taraf olarak hep Oğuzhan’ı gördük bu hikâyede. Ama Sevgililer Günü’nde Demet Özdemir için vereceği büyük partide hazır herkes toplanmışken bir emrivaki yapayım diyorsa, ters de tepebilir.

Bu partide işler iyi giderse kızın doğum günü yakın, 26’sı. Onu beklesin bence.

Gerginliğinin nedeni boşanması mıydı? 

Bir süredir olur olmadık çıkışlarıyla gündeme geliyordu Fırat Tanış. O da boşananlar kervanına katıldı ve eşi Kübra Tanış’la yollarını ayırdı. Sizce gerginlikleri, etrafa sataşmaları bu yüzden miydi ünlü oyuncunun?

Savaş Özbey: Zor soru… Nereden bileyim, psikoloğu falan değilim ki.

Orkun Ün: Son günlerde akıl alır işler yapmıyordu Fırat Tanış. Her kesimin tepkisini çekiyordu, her yere sataşıyordu. Ortalığı karıştırdı resmen. Demek varmış bir sıkıntısı. Neyse hayırlısı olsun, düzelir umarım bu saatten sonra.

Onur Baştürk: Sanmıyorum. Attığı tweet’lerden “Aa meğer boşanıyormuş, o yüzden gerginmiş” sonucunu çıkarmak çocukça ve çok kestirme bir sonuç olur. Bir de boşanma nedeniyle gergin olduğunu nereden çıkardık ki? Belki de tam aksine mutludur, nereden biliyoruz? Boşanmak illa mutsuzluk mu getirir yani?

Ömür Gedik: Boşanma aşaması tabii ki yıpratıcı bir süreç, insanın kimyasını değiştirebiliyor. Ama Fırat’ın çıkışlarını boşanmasına bağlamak da elmayla armudu karıştırmaya benzer. Bence alakası yoktur yani.

Evini paylaşma Aleyna 

Aleyna Tilki, bahçesine kadar giren takıntılı hayranı yüzünden evini değiştirmişti. Fakat yeni evinden sık sık fotoğraf ve videolar paylaşmaya başladı. Bu çok tehlikeli bir durum değil mi? Takıntılı hayranları o ipuçlarından yola çıkarak yeni evi tespit edemez mi?

Ömür Gedik: Kafayı gerçekten takan biri fotoğraflardan da bulur, gittiği yerlerin izini sürüp de bulur. Önemli olan ciddi tehdit söz konusu ise güvenliği olan bir sitede oturmak ve sadece evde değil her yerde güvenliği elden bırakmamak.

Orkun Ün: Aleyna yanlış yapıyor. Benim çok dikkatimi çekti yeni evinden paylaştıkları. Gerçekten kafasına koyan biri o kareleri birleştirip yeni evinin yerini çat diye tespit edebilir. O yüzden çok dikkat etmeli. Yok mu bir büyüğü ona “Yapma, etme kızım” diyecek?

Onur Baştürk: Evet takıntılı biri paylaşımlardaki ipuçlarını takip edip evin yerini öğrenmeye çalışabilir. Zor ama ihtimal dahilinde. Aleyna’nın tatlı şuursuzlukları deyip geçelim.  

Savaş Özbey: E tabii böyle bir ihtimal her zaman var. Dikkatsizce çekilip paylaşılmış küçücük ayrıntıdan nice ilişki çıktı ortaya… Ama kızcağız da n’apsın? Hedef şaşırtmak için arada başkalarının evlerinden falan mı paylaşım yapsın?

Mutlu görünüyor önemli olan bu

Ahu Tuğba’nın eski sevgilisi Meriç Erkan tüm hayatını, hatta adını bile değiştirmiş. Maneviyata yönelen Erkan’ın yeni hali sarıklı ve cübbeli. Yeni adı ise Mahmut. Ne diyorsunuz bu değişime?

◊ Onur Baştürk: Muhteşem bir değişim. Ama insan neden adını değiştirir, onu anlamadım. Meriç daha mı az kutsal? Mahmut daha mı kutsal bir isim? Kafam karıştı.

◊ Savaş Özbey: İnsanların daha dünyevi ya da daha ruhani dönemleri olabilir. Bu, kişinin tamamen iç dünyasıyla ilgilidir, saygı göstermek gerekir.

◊ Ömür Gedik: Hayat ve tercihler böyle radikal bir şekilde değişebiliyor işte. Bambaşka bir hayata geçmiş. Mahmut Bey olarak devam ettiği yeni hayatında mutlu ve huzurlu görünüyor, önemli olan da o.

◊ Orkun Ün: Bence insan nasıl iyi hissediyorsa öyle yaşamalı. Meriç Erkan’daki değişime de bu yönde bakıyorum…

‘Pişti’den kaçış yok

2 yıl önce ayrılan Hande Erçel ile Murat Dalkılıç, Fenerbahçe’nin basketbol maçında karşılaştı. Dalkılıç’ı gören Erçel, maçı bırakıp telefonuyla oynamaya başladı. Ne yapılması gerekir böyle durumlarda? Sizce eski sevgiliyle “pişti” olmak engellenebilir mi?

Orkun Ün: Adı üzerinde yahu ‘pişti’ olmak. Nasıl engellenecek? Ünlüler dünyasında işler biraz farklı da işliyor tabii. Gittikleri bir yere kimlerin geleceğini falan haber alıyorlar. Ama burada bile isteye bir karşılaşma mı oldu, yoksa gerçekten tesadüf mü emin değilim. Eğer gerçekten tesadüfse ve aşılamayacak sorunlarla bittiyse ilişki, kibarca terk edersiniz ortamı olur biter…

Savaş Özbey: Olur, olacak da böyle piştiler. Zaten ilk piştileri de değil. Daha önce de bir nikâhta çakışmışlardı. Hiçbir şey de yapamazsın. Kalkıp gitsen olmaz, ertesi gün bütün basın seni yazar. Hande’nin yaptığı gibi, kafayı telefona gömüp oturacaksın mecbur. 

Onur Baştürk: Böyle durumlarda telefonla oynamak ilk akla gelen şey. Çıkıp gitsen o da olmaz. En iyisi yanında yörende arkadaşın varsa onlarla sohbet etmek. 

Ömür Gedik: Dünya küçük. Bizim sektörün yaşadığı alan daha da küçük. Pişti olmamak ancak evden çıkmamakla mümkün olabilir.

Yani piştiden kaçılmaz. O an geldiğinde hiçbir şey olmamış gibi hayata devam etmek en doğrusu.

 

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  1. Ünlüler dünyasında yaşanan ayrılıklar gündemde! için yorumda bulun

    Ünlüler dünyasında yaşanan ayrılıklar gündemde! için henüz bir yorumda bulunulmamış! Hemen üst alanda bulunan formu kullanarak Ünlüler dünyasında yaşanan ayrılıklar gündemde! için ilk yorumu yapabilirsin.